Formula1 Formula1 Formula1 Formula1 Formula1 Formula1
Formula1 Sayın Misafirimiz, FormulaBir.Net Platformuna Hoşgeldiniz. (Giriş YapınÜcretsiz Kayıt Olun)


Formula1 Avustralya GP 26 Mart 2017

Yorum: 0 Görüntüleme: 598
Değerlendir:
  • 0 Oy - 0 Yüzde
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Japonya GP: En mutlu podyum (YRŞ)
sosyeteq
Patron
Çevrimdışı
KONU:
82,766
MESAJ:
285,982
F1 PUANI:
ÜYELİK:
02-03-2012
******
Pilot
Takım
S.Vettel
S.Vettel
Ferrari
Ferrari
E-posta Özel Mesaj Web Sitesi Konularını Bul Mesajlarını Bul
Editör by: sosyeteq
Diğer Konuları İçin TıklayınDiğer Konuları İçin Tıklayın
Yorum: #1
Japonya GP: En mutlu podyum (YRŞ)

2012 sezonunun sonuna yaklaşırken artık yarışlarda gerginlik de iyiden iyiye yükselmeye, hataların bedelleri gittikçe artmaya ve telafiler şansları ortadan kalkmaya başlıyor. Bugünden itibaren sezonun bitmesine 48 gün kaldı ve bu 48 gün içinde toplam 5 yarış izleyeceğiz. Fernando Alonso hâlâ şampiyonada lider, ancak aradan önceki puan farkı bu yarışla birlikte 4′e düşmüş durumda. Gerçekçi olmak gerekirse artık ortada puan avantajı kalmadı. Sebastian Vettel, bugünkü yarıştan sonra Alonso’nun en yakın rakibi unvanını da almış oldu. Kimi Raikkonen ve Lewis Hamilton’ın da şansları hâlâ sürüyor, ancak şu an için pek mümkün görünmüyor. Button ve Webber’in şampiyonluk şanslarıysa artık sona erdi. Yine de ilginç bir not: Son beş yarışı Felipe Massa kazanır ve Alonso, Vettel, Raikkonen, Hamilton, Webber, Button, Grosjean ve Rosberg de yarış dışı kalır ya da yeteri kadar puan alamazlarsa, Massa Alonso’yla aynı puana ulaşıp şampiyon olabiliyor!

Vettel-ve-Kobaya%C5%9Fi-Japonya-GP-2012-550x366.jpg
Vettel ve Kobayaşi, Japonya GP, 2012

Sebastian Vettel’in kazandığı, Felipe Massa’nın 2. ve Kamui Kobayaşi’nin de 3. olduğu Japonya GP’sinin podyumu bana kalırsa son zamanların en neşeli ve en mutlu podyumu oldu. Formula 1 dünyasının en sevilen pilotlarından biri olan Jean Alesi’nin de röportajı yaptığı podyuma Vettel, Alonso’nun yarış dışı kalmasıyla puan farkını 4′e indirerek üçüncü şampiyonluğa doğru bizler için küçük ama kendisi için kocaman bir adım attığından, Massa 2010′daki Kore GP’sinden iki yıl sonra ilk podyumuna çıktığından ve Kobayaşi de kendi taraftarları önünde hayatının ilk podyum şampanyasını tattığından üst derecede neşe ve gülücük hâkimdi. Özellikle Kobayaşi’nin sazı eline alıp taraftarlara Japonca seslenmesi, Japon pilotun üzerinden büyük bir yük kalktığını ve rahatladığını gösteriyor. Massa da uzun süredir ilk kez bu kadar gülümsedi, ilk kez bu kadar mutluydu. Öyle ki kupasını alıp balkona koşarken şampanyasına çarparak erken boşalmasına bile neden oldu! Vettel’in dediği gibi “all in all” harika bir podyumdu. Yarışa gelirsek:

Red Bull’un Japonya’ya getirdiği söylenen DDRS (Çifte DRS) görünüşe göre takıma büyük bir avantaj vermiş. Lotus’tan ziyade Mercedes versiyonunu takip ederek (Düzeltme: Mercedes’in versiyonunu takip etmiyorlar) sıralama turlarında ekstra sürat hızı avantajına sahip olan takımın sıralama turu performansını da bu şekilde açıklayabiliriz belki. Japonya gibi yere basma gücü gerektiren bir pistte, düzlük süratini artıran böyle bir sistemi sahip olmak önemli, zira bu sayede arka ve ön kanadı daha yüksek yere basma gücü verecek şekilde ayarlayabiliyorsunuz. DDRS sayesinde, bu yüksek yere basma gücünün getirdiği düzlük dirençlerine karşı koyabiliyorsunuz. Dolayısıyla Red Bull sıralama turlarına bu avantajla girip bu denli bir fark yaratmış olabilir. Sistemin yarışta kullanılamaması Red Bull’un hızını keser diye düşünürdük normalde, ama görünen o ki zaten çok iyi bir araçları var. Yine de şu noktayı söyleyeyim. Vettel yarışın başından sonuna kadar birinci gittiği için önündeki herhangi bir rakibini geçecek pozisyona düşmedi, dolayısıyla DDRS de kullanmadı. Yarışı sonunculuktan dokuzunculuğa gelerek bitiren Webber ise bu süreçte birçok kişiyi DDRS kullanarak geçtiğini varsayıyorum. Böyle olunca sürat noktalarında Webber’in Vettel’den daha hızlı olmasını bekledim, ancak Vettel Webber’den 1,5km/s daha hızlı. Dolayısıyla bir çıkarım yaparsanız, buyurun. Ben bu rakamlara bakınca Red Bull’un DDRS’i yok mu diye düşündüm, ancak tabii Webber’in yarışta diğer sürücüleri DRS kullanmadan geçmiş olması da olası. Vettel’in sürat noktası değeri 16.30, Webbe’in 16.20′da ölçülmüş. Bu da yaklaşık 7 tur benzin farkı demek. Bilemedim.

Pol pozisyonu, en hızlı tur, yarış birinciliği ve her tur liderlikle birlikte ikinci Grand Slam’ini yapan Vettel’in yarışta hiçbir şekilde zorlanmadığını söyleyebiliriz. Takımla kurduğu telsiz bağlantılarında da yarış mühendisi Rocky’nin tek yaptığı, Vettel hızlandığında onu yavaşlatmak oldu. Bu bile Vettel ve Red Bull’un özellikle burada ne kadar üstün bir performans seviyesinde olduğunu kanıtlıyor. Keza Webber. Kalkışta Romain “kafadan çatlak” Grosjean’ın arkadan vurmasıyla son sıraya düşen Avustralyalı pilot, ilk turda pite girip lastik değişimini yaparak bir anlamda tek pit-stop stratejisiyle yarışmış gibi oldu. Diğer pit-stop’unu da 26. turda yapan Webber, böylelikle yarışı 1-26-26 turluk iki stintte çıkarmış oldu. Vettel’in 17-20-16, Kobayaşi’nin de 14-17-12 turluk stint’ler attığını söylersem Webber’in yaptığının ne kadar önemli olduğunu söyleyebiliriz ki Avustralyalı pilot bundan önceki yarışlarda hem fazladan bir pit-stop yaparak yarışıyordu. Elbette Perez, Alonso ve Rosberg yarışta kalsaydı Webber’in puan alması da bir o kadar zor olacaktı, ancak yine de kendisinin de dediği gibi yarışı, beşinci sıradaki Hamilton’ın sadece sekiz saniye gerisinde tamamlamak önemli ve kutlanılacak bir performans.

Felipe Massa’nın yarışı ve podyumunun hikâyesi de aslında cumartesi günü Q3′te elenmesiyle başladı. Yarışa 10. sıradan yepyeni lastiklerle başlayan Massa, ilk stinti rakipleri Kobayaşi ve Button’a göre 4 tur uzattı. Button 13. turda Kobayaşi’yi alt edebilmek için pite girdiğinde Massa ile arasında sadece bir saniye vardı. McLaren en hızlı pit-stop’larından birini yapmış olsa bile 4 turda Massa’nın kendine yetecek farkı yapmasını engelleyemedi. 18. turda Massa Button’ın 4 saniye, Kobayaşi’nin de 2,5 saniye önündeydi. O noktada Massa’nın yarışı da bitmiş oldu. Vettel’i zorlamaya çalıştı, ancak Alman pilotu aracını hiç zorlamadığı için herhangi bir tehdit de yaratamadı Massa. McLaren bana kalırsa Ferrari’nin ya da Massa’nın süratini pek ciddiye almadan sadece Kobayaşi’yi alt etmeyi düşünerek pite erken girdi. Hoş, bunda da başarılı olamadı zira Sauber de hemen Kobayaşi’yi pite alarak Button’ın atağına yanıt vermiş oldu. İkinci stintte aslında işler Kobayaşi için pek iyi gitmedi. Pite çok erken girine yarış sonunda lastiklerinin daha fazla eskimesine neden oldu, Button da zaten bu sayede ona yetişebildi. Birkaç tur daha olsaydı Button belki Kobayaşi’yi geçip Japon taraftarlarının gözünden düşecekti, ancak olmadı. Belli ki Sauber startejistleri Kobayaşi’nin ve Button’ın lastiklerini iyi analiz etmişler.

Kalkışta Alonso ile yaşadığı sorunlar nedeniyle podyumu zorlamaktan uzak kalan Raikkonen, yarış boyunca Hamilton’la mücadele etti ve McLaren’in yine başarılı bir pit-stop hamlesiyle de beşinciliği Hamilton’a kaptırarak yarışı liderin 50 saniye gerisinde altıncı sırada bitirebildi. Şampiyonluk şansı hâlâ olsa da Lotus’un bu performansıyla Raikkonen’in ciddi bir savaş vermesi güç. DDRS’i ilk kez 2 ay önceki Almanya GP’sinde deneyen Lotus, hâlâ sistemin hakkından gelebilmiş değil. Red Bull’un söylentilere göre bu yarışta ilk kez deneyip kullandığı DDRS’i iki ayda çözümleyememek elbette önemli bir sorun. Lotus’un, diğer aerodinamik gelişimini de gölgeleyen ve sadece bir noktaya odaklanmasına neden olan ciddi bir eksiklik. Kore’ye getirecekleri büyük aeordinamik paketi dikkate alarak DDRS’i o yarışta da kullanmayacaklarını, belki bir daha hiç kullanmayacaklarını söylediler. Tabii böyle olursa, Raikkonen’in çok ihtiyacı olan o sıralama performansı da hayal olmuş olacak. Şu an için Lotus, Raikkonen’in performansını destekleyebilecek bir gelişim gücü gösteremedi. Raikkonen’in de sıralama turlarında normalden fazla hata yaptığını düşünürsek Lotus’tan pek umudumun olmadığını söyleyebilirim. Yine de son ve kesin karar için Kore’yi beklemek gerekebilir. Öte yandan, Grosjean’ın da moralinin ciddi anlamda bozulmuş olması, yarışlara sadece ilk tura konsantre olarak başlaması Lotus’un Ferrari’yi yakalamasını da neredeyse imkânsız hale getiriyor, özellikle Massa da form bulmuşken. Bu yıl katıldığı 14 yarışın 8′inde ilk tur kazasına karışmış olması çok büyük bir yüzde. Bir kez daha böyle bir şey olursa FiA, Grosjean’ın lisansını iptal edebilir. Yuji Ide’yi hatırlarsınız, 2006′da FiA tarafından süperlisansına el koyulmuştu.

Yarışın bir ilginç adamı da aslında Hamilton’dı. Cumartesi günü yaptığı kazulet ayar hatası sebebiyle Q3′te Button’dan 1 saniye yavaş olan Hamiltoon, yarışa da aynı ayarla başlayacağı için pek umutlu değildi. Artık F1′de altıncı yılını doldurmakta olan Hamilton’ın hâlâ ayar sorunlarıyla bu denli uğraşıyor olması biraz garip. Yine bu yıl Spa’da kanat sorunu nedeniyle Button’ın gerisinde kalan Lewis, bu kez da ayarları tutturamadığı için aracın aşırı derece önden kaymasına neden oldu. Button’ın garajıyla artık arasında bir duvar mı var, ayarlar paylaşılmıyor mu bilemiyoruz, ama bunlar pek hayra alamet değil. Yarışta da ilk 25 turun böyle olduğunu, sürekli önden kayma yaşadığını söyledi Hamilton, ancak nasıl olduysa yarışın ortasından itibaren arabada bir “dürtülme” hissetmiş ve o saatten sonra basabilmeye başlamış. Bunun neye neden olduğunu Hamilton bilmiyordu, araştırmamız gerek dedi. Cidden tuhaf, çünkü bu sayede ikinci stintte farkı açmaya başlayan Raikkonen’e tutunabildi ve ikinci pit-stop’tan sonra da güzel bir hamleyle geçebildi. Hamilton’ın söylediği “dürtülme” ânı şurada gibi görünüyor:

Hamilton%C4%B1n-d%C3%BCrt%C3%BClme-%C3%A...50x366.jpg

Gördüğünüz gibi Hamilton ilk pit-stop’tan sonra zaman kaybediyor ve sarı çizgiyle gösterilen Raikkonen’le fark açılıyor. Ancak 26. turda yaşadığı o değişimden sonra farkı kapatmaya başlıyor. Raikkonen pite girdikten sonra da hiç vakit kaybetmeden pite giriyor ve çıkışta birinci virajda güzel bir hamleyle Raikkonen’i geçiyor. Alonso’nun yarışı dışı kalmasıyla birlikte hem Raikkonen hem de Hamilton için bu puanlar çok değerlenmiş oldu, dolayısıyla Hamilton sezon sonunda bu puanın ne kadar değerli olduğunu keşfedebilir. Tabii bundan önce ayar sorunlarını da çözmesi gerekecek. Ancak çözdüğü bir başka şey, sezon içindeki tutarlılığın önemi olmuş. Perez’le yaşadığı ilk ikili mücadelede şampiyonayı düşünerek hareket ettiğini söyleyen Hamilton, ikincisinde de içeriye atak yapacağını tahmin edip kapayı kapattığını ve Perez’in çılgınca bir şey deneyeceğini tahmin ettiğini belirtiyor. (Tabii burada Perez’in Hamilton’ı ilk geçişinden sonra yerini pit-stop’larda kaybetmiş olması da McLaren’in hanesine bir artı puan daha veriyor) “Çılgıncı” terimini kullanması bana biraz, Hamilton’ın, Perez’in aklında “Hamilton’ı pist üzerinde geçmeliyim” fikri olduğunu düşündüğünü gösteriyor. Perez de gerçekten böyle düşünüyor ki ikinci hamlesi sırasında fren noktasını kaçırıp hırsıyla takımı için çok ciddi puanlara mâl oldu. Sauber, Mercedes’le arasındaki puan farkını 20 puandan daha aza da indirebilirdi bu yarışta. Hattâ tüm sezonu ve Sauber’in kaçırdığı puanları toplarsak Mercedes şimdiye nal topluyordu.

Hülkenberg’in, di Resta’nın önünde bitirerek puan alması önemli. Gerçi Paul di Resta debriyaj sorunları yaşamış, ancak sezon sonu geldiğinde bu yarış özelindeki bahaneler genelde unutulup puan tablosu ve yarış sonuçları akılda kalıyor. O yüzden Hülkenberg bir nebze daha avantajlı. Maldonado, İspanya GP’sini kazandıktan 5 ay sonra nihayet ilk puanını almayı başardı. İyi mi kötü mü bilemedim. Grosjean ve Senna ilk turda yaptıkları kazalarla yine ceza alıp yarışlarını ve takımlarını mahvetmeye devam ediyorlar. GP2′den gelen bu pilotlardaki acemilik midir yoksa hesapsız hırs mıdır bilmem, bir türlü Formula 1 seviyesinde sürüş çıkaramıyorlar. Bugün Raikkonen-Hamilton arasında gördüğümüz o tertemiz ikili mücadeleler, ne yazık ki bu pilotların yanına bile uğramıyor. Büyük pilot olmak nasıl geçeceğini bilmekte değil, biraz da geçildiğini kabul edebilmekte yatıyor. Raikkonen, Hamilton’a geçilirken bu yüzden iyi pilot ya da Alonso, Webber’e Eau Rouge’da geçilirken bu yüzden iyi bir pilot. Ne yazık ki aşağıdan gelen bu yeni “yetenek”lerde bu denli bir farkındalık göremiyorum. Perez de keza henüz kanıtlanmamış, ispatlanmamış bir yetenek. Bugün Hamilton’la girdiği mücadelede düştüğü durum henüz onun da öğrenecek çok şeyi olduğun söylüyor. Hamilton da ikinci yılında, hatta üçüncü, dördüncü yılında böyle hatalar yaptı, dolayısıyla Perez’i hemen silmeyelim. McLaren’e geçtiğinde o kültür içinde Perez de olgunlaşıp kendine gelebilir. O yüzden onun hakkında henüz kesin bir karar vermek güç. McLaren macerası onu şekillendirecek.

Yarışın geneli aslında keyifliydi. Schumacher, son sıradan başlayıp bu kez puan alamadı. Ricciardo’yla son turlara kadar mücadele etse de, Toro Rosso’nun düzlük hızının iyi olması sebebiyle DRS etkisini fazla kullanamadı. Rosberg’ün de ilk turda yarış dışı kalmasıyla Mercedes, sezonun birinci yarışından sonra ilk kez bir yarışı puansız kapattı. Öyle ki, yeni üç takımı çıkarırsak Mercedes hariç tüm takımlar bu yarıştan puan çıkarabildiler. Kötü bir hafta sonu oldu onlar için. Geçen yıl yarış galibinin 3 pit-stop yaptığı Suzuka’da bu yıl kazandıran strateji 2 pit-stop’tu. Hamurların geçen seneye nazaran yumuşamış olmasına rağmen bu sonucun alınması, artık takımların lastikleri çözdüğü anlamına geliyor. Pirelli’nin, bu sebeple gelecek yılki hamurları biraz daha “zorlayan” lastikler üretebilmek için değiştireceği açıklaması bu yüzden iyi ve yerinde. Yoksa üçüncü yıllarında bize Bridgestone’un yaşattığı azabı yaşatabilirlerdi. İlklerin yaşandığı Japonya GP’sinde Vettel ayrıca sezonun da ilk kez art arda yarış galibiyeti alan sürücüsü oldu. Red Bull’un geleneksel olarak iyi olduğu bu orta-yüksek yere basma gücü gerektiren pistten sonra sırada Kore var. Önceki iki Kore yarışında Red Bull’un gayet üstün olduğunu ve bu yarıştaki performanslarını da hesaba katarsak, önümüzdeki hafta yapılacak yarışta Vettel’i yine basamağın en üstünde görebiliriz. Ferrari ve Lotus, Kore’ye önemli bir paketle gelecekler. Red Bull’u devirmeye yetecek mi, göreceğiz. Vettel’in, yarışın son turlarında en hızlı turu denemek istediğini fark edip onu telsizden uyaran yarış mühendisine inatla sondan bir önceki turda en hızlı turu atması konusunda söyledikleri belki de bize bir ipucu verebilir: “Hayatınızda her zaman böyle bir araca sahip olmuyorsunuz.”

»»»»»»»»»»»» FormulaBir.Net İmza ® ««««««««««««
Merhaba Sayın Ziyaretçimiz.Hoşgeldiniz.
Sitemize Kayıtlı Değilseniz Linkleri Görebilmeniz İçin ÜYE OL Bağlantısını Kullanarak Sitemize Üye olmanız Gerekmektedir.
Eğer Zaten Kayıtlı Kullanıcı İseniz, Lütfen Kullanıcı Adınız Ve Şifreniz İle GİRİŞ yapınız.

(Sitemize Üyelik Ücretsizdir).

D83CDFC1.pngD83DDC8B.pngMerhaba Sayın Ziyaretçimiz.Hoşgeldiniz.
Sitemize Kayıtlı Değilseniz Linkleri Görebilmeniz İçin ÜYE OL Bağlantısını Kullanarak Sitemize Üye olmanız Gerekmektedir.
Eğer Zaten Kayıtlı Kullanıcı İseniz, Lütfen Kullanıcı Adınız Ve Şifreniz İle GİRİŞ yapınız.

(Sitemize Üyelik Ücretsizdir).
downloadtc6.gif
ferrarifans.gif
Merhaba Sayın Ziyaretçimiz.Hoşgeldiniz.
Sitemize Kayıtlı Değilseniz Linkleri Görebilmeniz İçin ÜYE OL Bağlantısını Kullanarak Sitemize Üye olmanız Gerekmektedir.
Eğer Zaten Kayıtlı Kullanıcı İseniz, Lütfen Kullanıcı Adınız Ve Şifreniz İle GİRİŞ yapınız.

(Sitemize Üyelik Ücretsizdir).

Facebook Twitter
08/10/2012, 21:15
Hit: 598
Alıntı ile Cevapla

Benzeyen Konular
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Köşe Yazsı Serhan Acar'ın Kaleminden Japonya GP 2014 sosyeteq 0 276 02/11/2014, 18:59
Son Mesaj: sosyeteq
  Stewart Ailesi'ne mutlu Noeller sosyeteq 0 514 25/12/2012, 23:42
Son Mesaj: sosyeteq

Hızlı Menü:


Konuyu görüntüleyenler: 1 Misafir
Bunlar da ilginizi çekebilir!



© FormulaBir.Net
★ Tüm hakları saklıdır
2012-2016
Formula1Formula1